cumhuriyet döneminde devlet dini olması gereken yere, insanların kendi iradelerine geriletmiştir. din eğer devlet işlerine karışırsa iki sonuçtan biri ortaya çıkar, ya gibi din dogmatik yapısı yüzünden her daim dinamik olması gereken devleti durağanlaştırır ve zamanla da bu durağanlıktan beslenen bir din adamı sınıfı yaratır ya da din devletin dinamikliği ve zaman zaman da çıkarcılığı yüzünden devletin kullandığı bir siyasi objeye dönüşür. bu iki seçenek aslında aynı anda da hasıl olabilir. bu gerçeklğin çok iyi bir şekilde ayırdına varan bu devletin kurucuları laiklik ilkesini anayasaya sokarak hem devleti hem de dini korumuşlardır. bunu yaparken bazı farklı yollar izlenmiştir: o tarihlerde yeterli aydınlanma düzeyine sahip olmayan bir toplum olduğumuz için dinin tamamen devlet kontrolü dışına çıkartılması da düşünülemezdi. eğer böyle bir iş yapılsa din gerici softaların, yobazların eline kalacak ve onlar da dini halkı sömürmek için kullanacaklardı. bu yüzden diyanet isleri baskanligi kurulmuştur ve toplum yeterli aydınlanma seviyesini yakalayana kadar da varlığını sürdürecektir.
19 Ocak 2006 Perşembe
Subscribe to:
Kayıt Yorumları (Atom)
0 Comments:
Post a Comment